Bugün sizlerle çok önemli bir konuya değinmek istiyorum: azot, nitrat ve nitrit. Genellikle okullarda havanın %78’inin azot, %21’inin oksijen ve diğer gazlardan oluştuğunu öğreniyoruz. Peki neden doğa, havada bu kadar yüksek oranda azot bulunduruyor? Çünkü azot olmadan bitkiler, hayvanlar ve biz insanlar dahil hiçbir canlı yaşamını sürdüremez.
Ancak bizler ve bitkiler azotu doğrudan atmosferden alamıyoruz. Eskiden topraklar yer kurdu adı verilen canlılar içerirdi. Bu kurtlar toprağın altına girer, delikler açar ve havadaki azotu bu delikler yoluyla toprağa taşırdı. Bu sayede azot, topraktaki bileşenlerle birleşip bitkilerin kullanabileceği formlara dönüşürdü. Ancak günümüzde azotu topraktaki nitrat ve nitrit formları üzerinden alıyoruz.
Tarım uygulamalarında çiftçiler bitkilerini gübreler aracılığıyla besler. Ancak bazı bitkiler fazla azotla beslenirken, bazıları daha az miktarla yetinir. Örneğin marul, ıspanak gibi büyük yapraklı bitkilerde yüksek miktarda nitrat bulunabilir. Eğer çiftçilerimiz gübreleri dikkatli ve standartlara uygun şekilde kullanmazsa, fazladan nitrat almış oluruz. Özellikle tarımsal ürünlerin daha hızlı ve renkli büyümesi için kullanılan fazla gübre, azotlu bileşiklerin nitrat olarak vücudumuza girmesine yol açar. Dünya standartlarına göre günlük maksimum nitrat alım miktarı farklılık gösterse de, ülkemiz için bu miktar yarım gramı geçmemelidir. Aksi durumda nitrat fazlası, vücudumuzda birikerek çeşitli sağlık sorunlarına, özellikle bağırsak ve iç organ kanserlerine yol açabilir.
Bu nedenle sebzelerimizdeki nitrat ve nitrit miktarlarına dikkat etmemiz son derece önemlidir. Azot, nitrat ve nitrit konuları oldukça geniş kapsamlı olduğundan, daha fazla bilgi ve detay için konuyu birkaç programda daha ele almayı planlıyorum.
Sayın Ali Polat’ın bu konudaki tüm açıklamasını izlemek için video bağlantısına tıklayınız.

