Şeker Kamışı Şeker Pancarı

Şeker, günlük yaşamımızda önemli bir yer tutar. Tarihçesine baktığımızda, Hintliler, İranlılar ve Mısırlılar ilk kez şekerle tanışan toplumlar olmuştur. Şeker kamışının yetiştiği yerler ise genellikle 25 derece altına düşmeyen sıcak bölgelerdir. Şeker kamışı, özü sıvı halde bulunan ve “ağrısız bal” olarak adlandırılan bir bitkidir. İlk zamanlarda elde edilen şeker, kahverengi kristaller şeklinde fabrikasyon yöntemiyle işlenmiştir. Ancak, dünya çapında şeker kamışının yetmemesi büyük problemlere ve anlaşmazlıklara yol açmıştır. Zira şeker, o dönemde son derece kıymetli bir gıda olarak, yüksek değerli bir ürün sayılmaktaydı.

1744 yılında Berlin Akademisi’nden bir mühendisin buluşu şeker üretiminde devrim yaratmıştır. Mark Raf, şeker pancarından özel bıçaklar kullanarak şeker çıkarma yöntemini keşfetmiştir. Bu yöntem, şeker kamışına olan bağımlılığı azaltmış ve Avrupa’da da şeker üretiminin yayılmasına olanak tanımıştır. Fransızlar da bu keşfin ardından 1811 yılında şeker fabrikaları kurarak şeker üretimine başlamışlardır.

Şeker pancarının bir diğer önemli özelliği ise çevresel katkılarıdır. Bir hektar alana ekilen şeker pancarı, 63 kişinin yıllık oksijen ihtiyacını karşılayacak miktarda oksijen üretmektedir. Şeker pancarı yaprakları, atmosferdeki karbondioksiti emer ve yüksek verimle oksijene dönüştürür. Bu özellikleriyle şeker pancarı, sadece şeker üretimi açısından değil, çevresel açıdan da son derece değerlidir.

Sayın Ali Polat’ın bu konudaki tüm açıklamasını izlemek için video bağlantısına tıklayınız.