İşçi İşveren Hakları

Bir birey ile toplum arasında karşılıklı hak ve sorumluluklara dayalı bir bağlılık ve dayanışma vardır. Her birey, sahip olduğu işi en iyi şekilde yapmakla mükelleftir; işi tam ve güzel yapmak, Allah’a kulluk ve ibadettir. Çünkü her bireyin özel işinin meyvesi, topluma fayda sağlar. Allah insanları birçok yönden farklı yarattığı gibi, mal ve zenginlik yönünden de farklı yaratmıştır. Kimine mal ve zenginlik vererek bu kişilere, şükür, zekat, sadaka ve infak gibi ibadetlerle malını Allah rızası için harcama görevi vermiştir.

Bu kişiler işveren sıfatıyla istihdam sağlar ve çalışanlarının haklarını tam vererek, mallarını iyilik ve Allah yolunda sarf etmiş olurlar. İşveren, işyerinin en ağır işçisidir; işçi, günlük çalışma süresini tamamladığında sorumluluklarını yerine getirmiş olur ve gönül rahatlığıyla evine döner. Ancak işyerinin tüm maddi ve manevi sorumlulukları işverenin omuzlarındadır. Bu sebeple işverenler, sağladıkları iş ve istihdam imkanları sebebiyle Allah katında daha fazla sevap kazanırlar.

Allah, kimine mal ve zenginlik verip kimini de mali yönden eksilterek imtihan eder ve ona farklı sorumluluklar yükler. İnsanlar, bedeni kuvvetleriyle, uzmanlıklarıyla, sanat ve kabiliyetleriyle mali ihtiyaçlarını ve nafakalarını temin ederler. Toplumsal yapı ve denge, bu iki sınıfın sağlıklı ilişki ve iletişimi, karşılıklı hak ve sorumluluklarının yerine getirilmesiyle oluşur. İslam, toplumsal iş teşebbüs ve hizmetleri yerine getirmeyi ibadet olarak görür ve çalışmayı, emek sarf etmeyi teşvik eder. Allah’ın emrine itaat ise ibadettir.

Sayın Ali Polat’ın bu konudaki tüm açıklamasını izlemek için video bağlantısına tıklayınız.