Medeniyet Evi’nde bugün enerji konusunun dördüncüsüyle karşınızdayız. Önceki bölümlerde bedenimizdeki enerjiler ve kainattaki enerji çeşitlerinden bahsettik. Şimdi, yerküre ve güneş sisteminde bulunan frekanslerin bedenimizle ilişkisine odaklanacağız.
1952 yılında bir profesör, yerkürenin yüzeyinden başlayarak güneşe kadar uzanan frekansları keşfetti. Bu araştırma, yerkürenin yaklaşık 50 kilometreye kadar olan kısmında frekansın 7.8 olduğunu ve daha ilerilerde frekansların 14, 20 ve 45’e kadar çıktığını ortaya koydu. Aynı dönemde Profesör Akerman, bu keşfi görerek heyecanlandı ve bu frekansların bedenimizdeki kaslarla olan ilişkisini araştırmaya başladı. Çalışmalar sonucunda, bedenimizin önemli bir dalgası olan Alfa dalgasının yer küresindeki 7.8’lik frekansa çok yakın olduğu anlaşıldı. Alpha dalgası, insanın en rahat yaşam koşullarını sağladığı dalgadır.
Bu çalışmaları gören bir diğer bilim insanı, Profesör Hönik, frekanslarla ilgili araştırmalara devam etti ve beynimizin frekanslarını ölçen bir cihaz icat etti. Bu cihaz, bedenimizin frekanslarını ölçebiliyor ve normal ile anormal durumları ayırt edebiliyor. 1952 ile 1979 arasında yapılan bu çalışmalar sayesinde, bedenimizdeki frekansları ve enerjileri, ayrıca çevremizdeki frekansları daha iyi anlama imkânı bulduk.
Birinci katman feza frekansının 7.8 olduğu anlaşılması, bedenimizin genel frekansı ile uyumlu olduğumuzu gösteriyor. Bu da insanoğlunun rahat yaşamasına katkıda bulunuyor. Gelecek bölümlerde, toprak ve toprak altı frekansları gibi konuları da ele alacağız.
Sayın Ali Polat’ın bu konudaki tüm açıklamasını izlemek için video bağlantısına tıklayınız.

