Dürüstlük

Dürüstlük, hem bireysel hem de toplumsal alanda vazgeçilmez bir erdemdir. Kişilerin sözde, işte ve davranışlarda doğruluk ve dürüstlük içinde bulunması beklenir. Esnaf ve sanatkarların da ticari faaliyetlerinde dürüstlükle hareket etmesi, bu erdemin bir parçası olarak değerlendirilir. Dinimizin emirlerine uyarken kazandığımız güzel ahlak özelliklerinden biri de dürüstlüktür ve bu, insanların sevilen ve güvenilir olmalarını sağlar.

Doğruluk ve dürüstlük, hayatın her alanında, niyet, ibadet, iş ve davranışlarda ayrılmaması gereken bir haldir. Dürüstlük, sadakat, istikamet, hak ve hidayet gibi anlamlar taşıyan itikadi ve ahlaki bir değerdir. Allah’ın emrine ve kanunlarına uygun bir yol izlemek ve aklı selim ile hareket etmek, dürüstlüğün özüdür. Dürüst davranışlar, hem bireyler hem de toplum üzerinde olumlu etkiler yaratırken, dürüst olmamak güven duygusunu zedeler ve insan hakları ihlaline kadar varabilir. Bu noktada, toplumların temel bağlarındaki güvenin kaybolması ciddi sonuçlar doğurur.

Kur’an-ı Kerim’de Maide Suresi’nin 1. ayetinde “Ey iman edenler, verdiğiniz sözleri yerine getirin” buyurularak dürüstlük, sözleşmelere sadık kalma ve verilen sözde durmanın önemi vurgulanır. Çağdaş hukuk sistemleri de bu ilkeyi benimsemiş ve tarafların dini ve etnik fark gözetmeksizin sözleşmelere riayet etmelerini emretmiştir.

Hadislerde de dürüstlüğün önemi sıkça ele alınır. Ebu Hureyre’nin rivayet ettiğine göre, Resulullah (sav) “Bize hile yapıp aldatan, bizden değildir” buyurmuştur. İster ticari ilişkilerde, ister başka alanlarda olsun, hile ve aldatma yasaklanmıştır. Efendimizin “Bize silah çeken bizden değildir” ifadesinin ardından “Bizi aldatan da bizden değildir” demesi, hem cana kasıt hem de mala kasıt anlamında çok dikkat çekicidir. Bir Müslümanın diğer Müslümanın canına ve malına zarar vermesi haramdır.

Sayın Ali Polat’ın bu konudaki tüm açıklamasını izlemek için video bağlantısına tıklayınız.