Medeniyet Evi’nin blog yazısında, biyorezonansın önemi ve tüm canlıların yaşamındaki rolü hakkında kapsamlı bir açıklama sunulmaktadır. Rezonansın, hareketten kaynaklanan ses veya titreşim anlamına geldiği, bitkiler, hayvanlar ve diğer tüm canlıların kendilerine özgü titreşimleri olduğu belirtiliyor. Sağlıklı bir canlı ile hasta bir canlının farklı frekanslarda titreştiği vurgulanıyor. Aynı şekilde, canlıların etraflarına sinyal gönderdikleri ve bu rezonansın değişken olduğu belirtiliyor.
Sağlıklı bir arının bir ses, hasta bir arının ise başka bir ses çıkardığı belirtilerek, biyorezonansın vücudumuzda önemli bir gösterge olduğuna dikkat çekiliyor. Batı tıbbının cerrahi işlemler dışında kronik hastalıkları tedavi etmekte yetersiz kalışı ve bu hastalıkları sadece bastırdığına dikkat çekiliyor. Bedenimizin kendi sağlıklı rezonansını tekrar kazandığında, vücudumuzun adım adım sağlığına kavuşacağı ifade ediliyor.
Blog yazısında, biyorezonansın sağlığa olan etkisi ve Batı tıbbının bu alana olan direnci, trilyon dolarlık bir endüstriyle ilişkilendiriliyor. 3000 yıllık Çin tıbbıyla olan bağlantısı kurulmakta ve Yin Yang ile pH dengesinin önemi vurgulanarak, sağlıklı bir vücudun hasta olma şansının düşük olduğu ifade edilmekte.
Son olarak, doğadan gelen enerjilerin vücudumuzdaki meridyenler aracılığıyla nasıl hareket ettiği ve toprağın bu enerjiyi nasıl ilettiği anlatılmaktadır. Enerjinin plastik veya tuzlarla tutulduğunda kısır döngüye girdiği ve auradan yayılarak sağlığımızı etkilediği üzerinde durulmaktadır.
Sayın Ali Polat’ın bu konudaki tüm açıklamasını izlemek için video bağlantısına tıklayınız.

