Değerli izleyenler, daha önceki programlarımızda uzak kızılötesi ışınlardan bahsetmiştik. Bu programda ise biyolojik ışınlar, yani biyofotonlar üzerinde durmak istiyoruz. Biyofotonlar, su moleküllerinin enerji almasını sağlar ve bu enerji, su kümelerini enerjiyle doldurur, böylece vücudumuzda önemli değişiklikler meydana getirir.
Japonlar biyofoton enerjisine “hado” demektedir ve bu enerji, yaşamsal enerji anlamına gelir. Hado enerjisi, bedenimizde elektrik üretir ve sürekli olarak varlığını sürdürür. İçtiğimiz su biyofoton enerjisi taşıyorsa, vücudumuz enerjiyle dolarak daha sağlıklı olur. Bu enerji, bedenimizin tüm organlarına yayılır ve iyileştirici gücü sayesinde sağlıklı kalmamıza yardımcı olur.
Biyofotonlar, vücudumuzda endorfin ve serotonin gibi mutluluk ve rahatlama hormonlarını salgılatır. Ayrıca, böbrek üstü bezlerinin çalışmasını teşvik eder ve bu sayede tüm bedene fayda sağlar. Bu yüzden ışık terapisi, dünyanın birçok yerinde yaygın olarak kullanılmaktadır.
1970’li yıllarda Rusya’da Kirlian ailesi, vücuttan yayılan biyofotonları fotoğraflamayı başardı. Bu fotoğraflar, organların sağlık durumlarını gösterdiği için önemliydi. Sağlıklı organlar parlak ışık yayarken, hasta organlar daha az ışık yayıyordu. Bu sayede, organların sağlık durumu değerlendirilebiliyordu ve tedaviye yönelik önemli adımlar atılabiliyordu.
Vücudumuzun biyofotonları çok değerlidir ve sağlıklı kalmak için bu ışığa önem vermeliyiz. 37-38 trilyon hücremiz ışık aldığında, hastalanma şansımız azalır. Bir sonraki programda biyofotonlardan daha detaylı bahsedeceğiz. Teşekkür ederiz.
Sayın Ali Polat’ın bu konudaki tüm açıklamasını izlemek için video bağlantısına tıklayınız.

