Biyoenerji

Değerli dostlar, önceki programlarımızda kâinattan, doğadan, güneşten ve aydan gelen enerjilerden ve bu enerjilerin vücudumuzda nasıl davrandıklarından söz etmiştik. Bugünse vücudumuzdan çıkan ve genellikle “gölge enerji” olarak adlandırdığımız enerjilere değineceğiz. Tıpkı güneşin önünde durduğumuzda nasıl bir gölge oluşturursak, vücudumuz da sürekli olarak enerji yayar. Bu enerjileri çıplak gözle göremesek de, 1940’larda Kirlian ailesinin geliştirdiği bir fotoğraf makinesi sayesinde bu enerjileri ölçme şansımız oldu. Organlarımızdan yayılan frekansların ölçülmesiyle, auralarımızın görünürlüğü de ortaya çıkmış oldu.

Auralar, geçmişten bugüne taşıdığımız düşüncelerimizi, duygularımızı ve sağlığımızı yansıtır. Bunlar, ruhsal sağlığımızı ve düşüncelerimizi etkileyen enerjilerdir. Geliştirilen teknolojiler sayesinde, bugün dünyanın her yerinde vücudumuzdan çıkan enerjileri, yani auraları görmek mümkün hale geldi. Her bireyin aurasi rengi, genişliği ve düşünceleri hakkında bilgi verir. Sağlıklı bir vücuda sahipsek, auramız da sağlıklı görünecektir; eğer hastaysak ya da negatif duygular içindeysek, bu da auramızda yansıyacaktır.

Bizim auralarımızın sağlam olması için uygun enerjilerin olduğu yerlerde bulunmalı ve bize uygun besinleri tüketmeliyiz. Auraya baktığımızda, cilt, kaslar, kemikler ve sinir sistemi gibi birçok detayı görme şansımız olur. Sağlıklı bir aura, genel sağlığımızın da göstergesidir. Farsça’da “hal bini” olarak da bilinen auralar üzerine düşünmek ve detaylı bilgi edinmek, geleceğimiz için son derece faydalıdır.

Beni dinlediğiniz için teşekkür ederim. Bir sonraki bölümde, auranın alt bölümlerine, yani enerji merkezlerimize değineceğiz.

Sayın Ali Polat’ın bu konudaki tüm açıklamasını izlemek için video bağlantısına tıklayınız.