Ülkemizdeki büyük felaket için Kur’an-ı Kerim’in 217. ayetinde “akıl etmez misiniz, düşünmez misiniz?” diye sorulmaktadır. Neden bu tür olayları hep takdir-i ilahiye bağlamak istiyoruz? Bu gerçekten takdir-i ilahi mi? Başkalarının hatalarının cezasını biz ödüyoruz, bu insaf mıdır? Bu sorular bir süredir zihnimi meşgul ediyor ve uyuyamıyorum.
Son iki gün içinde, sivil toplum örgütleri kanalıyla 200 bin lira nakit yardımı yapmayı ve Maraş, Malatya ve Hatay’da birer daire inşa etmeyi vicdani bir görev olarak addediyorum. Eğer bunu yapamazsam, bu benim evlatlarıma bırakacağım bir vasiyet olarak kalacak. Siz de bu hissiyatımı kabul ediyorsanız Allah yardımcınız olsun demekle yetinmeyin; depremlerden zarar gören insanlara siz de yardım edin. Evlatlarınıza bir şey bırakmasanız da dünya yerinde kalacaktır.
Ülkemizdeki herkes, 84 milyon insan, bu felaket karşısında tek yürek oldu. İmkanı olanlar ve olmayanlar, herkes el birliğiyle bu yarayı saracaktır. Ancak imkanı olanların daha fazla sarma gayretinde bulunmalarını umuyorum. Allah’a havale etmeyin; Allah size akıl ve imkan vermiş. Bu imkanı mağdur vatandaşlar için kullanmak büyük bir sevap olacaktır. Teşekkür ederim, sağ olun.
Sayın Ali Polat’ın bu konudaki tüm açıklamasını izlemek için video bağlantısına tıklayınız.

