Zekat Sadaka

İnsanlık, geniş bir aile olarak dünyada birlikte yaşamaktadır ve yeryüzü nimetlerini paylaşmaktadır. Bu paylaşımda her birimizin konumu ve durumu farklıdır; kimimiz bazı imkan ve nimetlere daha yakınken kimimiz ise uzak kalabiliyoruz. Hiçbirimiz kendi kendimize yetebilecek durumda değiliz; birbirimizin desteğine ve yardımına ihtiyacımız var. Yüce yaratıcı Allah da iyilikte yardımlaşmamızı istemekte ve tavsiye etmektedir. Hak kavramı, sadece maddi ve bedeni meseleleri içermez; sahip olduklarımız üzerinde başkalarının da hakları vardır. Bu haklar toplumumuzda göz hakkı, komşu hakkı, hakkullah gibi terimlerle ifade edilmiştir.

Bakara Suresi’nin 177. ayetinde, gerçek erdemliliğin Allah’a, ahiret gününe, meleklere, kitaba ve Peygambere iman edip, malını yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışlara, yardım isteyenlere ve özgürlüğünü kaybetmiş olanlara harcamak olduğu belirtilmiştir. Peygamberimiz de iyiliklerin kötü felaketleri önlediğini, gizli verilen sadakanın Allah’ın gazabını söndürdüğünü ve sıla-i rahim yaptığını vurgulamıştır. Güzel sözler arasında; “iyiliği yalnız iyiler anlar, kötülüğü herkes anlar” gibi özdeyişler yer almaktadır.

Allah, insanı diğer insanlarla imtihan eder; kimine mal verir bu şekilde sınar, kimine de malı emanet eder. İyilik sadece maddi mal ile yapılmaz. Bir yetimin başını okşamak, bir mahzunun gönlünü almak, bir dosta tebessüm ederek selam vermek, bir hastayı ziyaret etmek de iyiliktir. İnsanın dürüst çalışıp helal kazanıp ailesine harcaması sadaka ve infakın en üstünüdür. Bu konudaki ihmallerimiz ve eksiklerimiz toplumsal kul hakkı olarak karşımıza çıkabilir ve Yüce yaratan huzurunda ödemekte zorlanacağımız bir hesapla karşı karşıya kalabiliriz.

Sayın Ali Polat’ın bu konudaki tüm açıklamasını izlemek için video bağlantısına tıklayınız.